EGO BİLGİNİN KARŞISINDA SECDE EDER.”

2011-07-08 11:08:00

NEFSİMİZ…(egomuz) Bizim mutlaka bilmemiz gereken şey kendimizi bilmektir. O da nefsimizi tanımaktan geçer. Kendi nefsimizi tanımak zorundayız. Nefsimizin bize söyledikleriyle  iç sesimizi ayıramazsak eğer Ayrılık bilinci , kalabalığın içinde kendimizi yalnız hissetme anlaşılamama  ve  korkularla dolu bir dünya yaratırız kendimize. Çoğu şeyin farkında olmadan yaşar gideriz bir ömrü bazen…   İç sesimiz ilahi kaynaktan gelir. Peki bu sesi nasıl duyarız diye soracaksınız tabii. İlahi kaynağa nasıl ulaşırız diyeceksiniz. İlahi kaynağa ulaşabilmenin tek yolu  Nefsi (egoyu) susturmak. Ego susunca içinizde ki  ilahi kaynağın sesini  zaten duyarsınız. Derinden ve sessizce  sizinle konuşurken size sen diye konuşur. Sen yapabilirisin. Sen güçlüsün. Sen sevebilirsin, sen sevgiyi hak ediyorsun. Sen başarabilirsin  gibiii….   Ama egonuz sizinle konuşuyorsa eğer … Ben yaparım.Ben severim. Ben güçlüyüm. Ben istiyorum. Ben yapıyorum …der. İşte burada ayrılık bilinci vardır. İçindeki Ses sürekli ben diyorsa ve çok yüksek sesle konuşuyorsa sen karanlık tarafta yolunu bulmaya çalışıyorsun demektir. Ben diyerek ego sürekli beslenir. Gurur ve kibir Duyguları yeşerir. Her şeyi ben yaparım ben dünyanın merkeziyim.Herkes beni sevmeli Beni övmeli, bana hizmet etmeli, benim dediğim gibi olmalı demeye başlarsınız. Huzur ve mutluluk bu duygularla aynı yerde barınamaz. Gurur ve kibir benzeri duygular O kadar güçlüdür ki  huzur ve mutluluk duygusunu bastırır. Haz alma duygusu gelişir. Huzursuz olmaktan ve huzursuz etmekten haz alan insan sayısı çoktur. Huzurla hazzı Karıştırarak kendini bu şekilde huzurlu ifade eden çok insan var.   Pek... Devamı

SEVGİNİZ YOKSA HİÇBİR ŞEYİNİZ YOK...

2011-07-08 10:47:00

Sevgisizlik ağır bir yüktür ve insan bundan kurtulmak için çok kötü şeyler yapar....   Acımak sevgi değildir, üstünlüğün kabulüdür. Hoşgörü sevgi değildir, istemediğine katlanmaktır. Bağımlılık sevgi değildir,gereksinmen in karşılanmasıdır. ... Sevgi, değer vermesini bilmektir. Sevgi,yaşama hakkını kabul etmektir. Sevgi, varolmaktan kıvanç duymaktır. Sevgi, birlikte olmaktan sevinç duymaktır. Sevgi, eşitliğin duyumsanmasıdı r. Sevgi, bütün yapay ayrımların hayattan çıkarılmasıdır. Sevgi, bilinçtir. Sevgi, insan olmaktır. Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve yerine parayı koyduk. Para için yaşıyoruz, para için eğitim görüyoruz, para için meslek ediniyoruz, para için çalışıyoruz, para için birbirimizi çiğniyoruz, para için birbirimizi aldatıyoruz, para için savaşıyoruz.   Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve yerine üstün olmayı koyduk. Üstün olmak için yaşıyoruz, üstün olmak için yarışıyoruz, üstün olmak için kendimizden başkasının aşağı olmasına çalışıyoruz. Sevgiyi hayatımızdan kovduk ve nefreti içimize çağırdık. Birbirimizden nefret ediyoruz nefretle yaşıyoruz, nefretle çalışıyoruz, nefretle dövüşüyoruz, nefretle öldürüyoruz. Para, üstün olmak ve nefret etmek hayatımızı dolduruyor. Hayatımız da savaşlarla, dünyayı yağmalamakla, birbirimizi boğazlamakla geçiyor. Sevginiz olmadıktan sonra daha çok paranız olsa, daha üstün olsanız, daha çok toprağınız, eviniz arabanız, malınız olsa ne olur?   Sevginiz yok ve hiç... Devamı

Siz Kimin Tanığısınız?

2011-07-08 10:34:00

Eşim Yıldız'la bir sabah boğazda kahvaltı yapıyoruz. Sırtım boğaza dönük; karşımdaki masada genç aileler birlikte kahvaltı yapmaya hazırlanıyorlar. Gelen ailelerden birinin dört-beş yaşlarında bir oğlu var; konuşmalardan adının Hakan olduğunu öğrendim. Boğazdan geçen bir gemiyi gören Hakan babasına "Büyük gemi geçiyor,"... diye bağırdı. O sırada bir arkadaşıyla konuşmaya çalışan baba oğlunun konuşmayı kesmesinden rahatsız bir tavır içerisinde, tamam duydum, dedi ve konuşmaya devam etti. Çocuk babasının sinirlendiğinin farkına bile varmadı, annesine dönerek, yine aynı heyecanla, büyük gemi geçiyor, dedi. Annesi de o sırada bir kadın arkadaşlarıyla konuşmaya dalmıştı, ama o gülümsedi, hı hıhı tamam, dedi. Ne anne ne baba dönüp gemiye bakmadı.   Hakan daha büyük bir heyecanla ve daha yüksek sesle babasına, büyük gemi geçiyor, diye bağırarak onun dikkatini çekmek istedi. Babası daha sert bir tonda, tamam, duydum, yeter, dedi ve arkadaşıyla konuşmaya devam etti.   Hakan babasının sinirlenmekte olduğunun farkında olmadan annesine döndü ve çırpınır bir tarzda, büyük gemi geçiyor, diye adeta bağırdı. Arkadaşıyla konuşmaya devam eden annesi, dimi dimi, diye yine geçiştirdi. Hiç kimse o gemiye dönüp bakmadı. Hakan çırpınıyordu.   Son bir gayret yeniden babasına döndü, büyük bir çırpınışla, büyük gemi geçiyor, diye bağırarak babanın dikkatini çekmeye çalıştı. Babası bu defa, kapa çeneni, yeter be, öff, tamam duyduk, diye açıktan çocuğa bağırdı. Babasının öfkesinin o zaman farkına varan Hakan birden durdu, donuklaştı, yüzünden müthiş bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı içerisinde olduğu bell... Devamı

SEVGİ

2011-07-08 10:32:00

Severseniz Öğretirsiniz... Severseniz öğretirsiniz ..''   Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahal...lelerine göndermiş ve o bölgede yasayan 200 erkek çocuğunun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendir...me yapmalarını istemişti. Öğrenciler hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi.   Bundan tam yirmi beş yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü tesadüfen bu çalışmayı buldu ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve ayni çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istedi. Öğrenciler, o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176'sinin olağanüstü bir basari gösterip, avukat, doktor ya da işadamı olduklarını ortaya çıkardılar.   Profesör çok etkilenmişti ve bu konuyu izlemeye karar verdi. Birer yetişkin olan o çocukların hepsi o bölgede yasadıkları için, her biriyle buluşma sansı oldu. "O koşullarda nasıl bu kadar basarili oldunuz?" sorusuna verdikleri cevap hep ayniydi: "Mahalle okulunda bir öğretmenimiz vardı. Onun sayesinde."   Profesör, bu öğretmeni çok merak etmişti. Hala hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması zor olmadı. Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitti. Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hala dinç duran bir yaşlı kadın buldu. Merakla yaşlı kadına bu çocukları kenar mahallelerden kurtarıp, basarili birer yetişkin olmalarını sağlamak için kullandığı sihirli formülün ne olduğunu sordu.   Yaşlı öğretmenin gözleri parladı ve dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi:   &... Devamı